Çocukluğum susam sokağının saatinin gelmesini beklemekle geçti...
Zaten ne vardı ki o zamanlarda izlenebilecek işe yarar birşey...
Ne severdim kurabiye yiyen canavarı...
Ne severim Edi ile Büdü'nün, kardeşimle ben gibi didişmesini...
Kırpığı özledim.
Minik Kuştan korktuğum anlarımı hala hatırlıyorum. Öyle büyük kuş mu olur diye çığlık çığlığa annemin eteğine sarılışlarım...
Ne günlerdi be...


4 yorum :
Yarama bastın vallaha.
Çocukluğumun değişmeziydi. Hiç kaçırmazdım, hey gidi günler hey.
her zaman minik kuş çok sevimsiz gelmiştir, çok büyük olduğundandı heralde :))
ben minik kuşa sarılmak isterdim:):)
ve bir gün o sokağa gidip sokak sakinleriyle tanışmak isterdim...
alf bambaşka idi.
Yorum Gönderme